COVİD 19 ‘dan Korunmak İçin Beslenmenin Önemini Unutmayın

Paylaş:

Ağır Akut Solunum Yollları Yetersizliği hastalığı olarak bilinen COVİD 19’un bugün elimizde olan kanıta dayalı bilimsel veriler ışığında sadece insandan insana geçiş sağladığını artık çok iyi biliyoruz. En iyi korunma yönteminin sosyal mesafe kuralı, maske kullanımı ve el yıkama olduğu da net. Global olarak ekonomiyi olumsuz etkileyen, ülkelerin sağlık sistemlerini çökertecek kadar tehlikeli boyutlara taşıyabilen pandemide tedbirli sosyal yaşamı benimsemekte şuan için hayatımızın merkezinde olması gereken altın kural olduğunu unutmamak gerekiyor.

Eğer bu kuralları unutur ve virüsün hızlı yayılmasını kontrol altına almada yönelik bireysel sorumluluklarımızı uygulamazsak katı karantina koşulları uygulanmaya başlandığında hem mental hem psikolojik olarak sorunlarla beraber yeme davranışındaki olumsuz değişikliklerde eklenerek obezite başta olmak üzere birçok sağlık problemlerinin artması da daha kolaylaşmaktadır.

2020 yılı Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları COVİD 19 üzerine yapılan beslenmenin önemine ilişkin araştırma sonuçlarının yayınlandığı dönem olmuştur. COVİD 19’lu hastalara uygulanan medikal tedaviler yanında bağışıklık sistemi üzerinde beslenme önerilerinin çok daha önemli olduğunu açıklayan veriler sadece tıbbi tedavi değil özel beslenme tedavilerinin de gerekliliğini daha net ortaya çıkardığını söyleyebilirim. European Journal of Clinical Nutrition ve Nutrition Reviews dergilerinde yayınlanan araştırmalar beslenmede uygulanacak önemli adımların hem koronavirüsten korunmada hem de koronavirüsün bireyde şiddetinin daha az olması açısıdan etkili olduğu belirtilmektedir. Ayrıca bir bireyin bağışıklık sisteminin güçlenmesi adına entübasyon ihtiyacının minimum olması, hastanın iyileşmesi ya da hastaneden daha erken taburcu olması açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır.

BESİN DESTEĞİ KULLANMAK ÖNEMLİ: COVİD 19 pandemisinde ilk olarak besin desteği konusu önem kazanmaktadır. Uygun formülasyonda vitamin ve mineral desteğinin COVİD 19 enfeksiyonunu tedavi etmek için değil viral enfeksiyonlarla mücadelede hem korunma hem de bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde etkili olması açısından önemi artık çok net olarak bildirilmektedir. Solunum yolları enfeksiyonları için yüksek doz olan günde g gram kadar C vitamini desteği kullanımı hayati önemlidir. Güneş ışığından etkin yararlanamayan herkes için günde 2000 – 4000 IU kadar D vitamini kullanımı bağışıklık sisteminin güçlü kalması için esansiyel olduğu tekrar tekrar vurgulanmaktadır. Günde 40 mg’ı geçmeyecek dozda çinko ve 200 mikro gram yüksek doz selenyum desteğinin koronavirüs gibi birçok viral enfeksiyonun tedavisinde destek olduğu açıklanmaktadır. Size önerim immune sistemi güçlendirecek klinik araştırmalarla etkisi ispatlanmış doğru formülasyona sahip hem A, C, D, B12 vitaminleri hem çinko, selenyum, demir, mineral hem L-sistein hem de turunçgiller biyoflavonoidleri içeren takviye olmasına özen göstermeniz olacak. Çünkü bu formülasyon bağışıklığı dört koldan güçlendirmede etkin olduğu klinik çalışmalarca desteklenmektedir.

ANNE SÜTÜ GÜÇLÜ KORUYUCU: Doğumdan sonra hemen başlanan ve 6 ay sadece anne sütü ile bebeği emizrmenin akciğer hastalıkları ve birçok enfeksiyondan koruduğu bilinmektedir. Çünkü anne sütü doğal antikorlar, enzimler ve hormonlar içererek enfeksiyonlara çık olan olgunlaşmamaış bağışıklık sistemine sahip bebekleri koruyan doğal ilaç niteliğindedir. COVİD 19 virüsü anne sütünde bugüne kadar bulunmağı bildirilmekte, emzirme ile anneden bebeğe anne sütü ile COVİD 19 geçmediği bildirilmektedir. Korunmak için annelerin bebeklerini emzirirken maske takmaları ve her emzirmeden önce ellerini yıkamaları önerilmektedir. Eğer COVİD 19 olan emziren anne durumu ağır ise uygun şartlarda sağılan sütü bebeğe hijyen kurallarına göre verilerek emzirme yerine biberonla beslenmeye devam edilebileceği vurgulanmaktadır.

BOL TAZE SEBZE VE MEYVE YİYİN: Taze sebze ve meyveler su, antioksidan ve diyet lifi içeren bağışıklık sisteminin çalışmasında önemli rol üstlenen A, E, B vitaminleri, demir ve selenyum minerallerini içermektedir. Özellikle Kanada Beslenme Akademisi solunum yoluna özgü bağışıklık sisteminin virüslere karşı güçlü defans göstermesi için günde en az 3 porsiyon A, C ve E vitaminlerinden zengin taze sebze yemeyi önermektedir. Kabak, havuç, pancar, biber, semizotu, brokoli, lahana, taze kekik, karnıbahar, ıspanak, maydanoz, taze nane, roka, turp ve  domates bu üç vitamin için en zengin besinsel kaynaklardır diyebilirim. Günde en az 2 porsiyon C vitamininden zengin meyveyi kuşburnu, çilek, kivi, ananas, kavun, karpuz, böğürtlen, limon ve portakal olarak yemeyi ihmal etmemelisiniz.

TUZ, ŞEKER VE DOYMUŞ YAĞDAN UZAK DURUN: Koronavirüs gibi tüm viral enfeksiyon hastalıklarında tuz doğal bağışıklık hücreleri üretimini azaltarak enfeksiyona geçişi kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle tuz tüketimini en fazla 1 silme çay kaşığı kadar günlük salata ve yemeklerde kullanmaya özen göstermelisiniz. Şeker içeren tüm yiyecek ve içeceklerin yaşla gelişen immune sistemin olgunlaşmasını engellediği bildirilmektedir. Ayrıca şeker içeren besinlerin insülin direnci ve obezite oluşmasını kolaylaştırarak COVİD 19 tedavisini de negative etkilediği bilinmektedir. Doymuş yağlar düşük derecede inflamasyona neden olarak doğal bağışıklık sistemini çökertmektedir. Kırmızı eti yağsız, kümes hayvanları ve balığı derisiz yemeli, kuyruk yağı, ghee (sade yağ), margarin, krema ve kaymaktan uzak durmayı ihmal etmemelisiniz.

ZEYTİNYAĞI VE OMEGA 3 BAĞIŞIKLIĞIN İLACI: Tüm sıcak yemeklere, zeytinyağlılara ve salatalara natürel sızma zeytinyağı kullanmak, haftada 2 kere balık tercih etmek, keten tohumundan her gün 1 yemek kaşığı salatalara koymak, antivral etki göstererek COVİD 19’a karşı koruyucu etkiyi doğal bağışıklık sisteminin çok düzenli çalışmasını sağlayarak etkili olmaktadır. Balık yiyemeyenlerin 250 mg EPA ve DHA içeren balık yağı kullanmaları önerilmektedir. Natürel sızma yağını günde 5-6 yemek kaşığı kullanmanın ideal viral enfeksiyonlardan koryucu miktar olduğunun altını çizmekte yarar görüyorum.

2 L SU İÇMEDEN GÜNÜ GEÇİRMEYİN: Su hücresel sıvı dengesi, vücut ısısının düzenlenmesi, beyin fonksiyonları, bağırsak temizliği, kalp sağlığı, böbrek fonksiyonları ve baş ağrısından korunmada hayati içeceğimiz olduğunu çok iyi biliyoruz. COVİD 19’a özel olarak yeterli sıvı almanın özellikle medikal tedavi sırasında oluşan toksinlerin vücuttan uzaklaştırılması için çok önemli olduğunun altı çizilmektedir. Özellikle az su ve bol tuz tüketiminin böbrek fonksiyonlarını bozarak yeterli detoksifikasyonun sağlanamasına bağlı olumsuz sağlık etkilerini unutmamak gerektiği anlatılmaktadır.

İŞLENMİŞ VE SÜPER İŞLENMİŞ BESİNLER YASAK: Obezite ve birçok kanser hastalıklarının gelişiminde suçlu olan işlenmiş ve aşırı işlem görmüş tüm yiyeceklerin bağışıklık sisteminin düzenli çalışmasını sağlayan çinko başta olmak üzere selenyuma kadar önemli minerallerden tamamen yoksun olması, vitaminlerden fakirleştirilmesi viral enfeksiyonlara davetiye çıkarmada kolaylık sağladığı bildirilmiştir. Bunun için beyaz pirinç, beyaz ekmek, beyaz un, glutensiz ürünler, şarküteri ve tütsülenmiş etleri sağlıklı beslenmede ve pandemic döneminde COVİD 19’dan korunmada kesinlikle yememeye özen göstermelisiniz.

OBEZİTE COVİD 19’UN DÜŞMANI: En yeni araştırmalar obezitenin direk COVİD 19 için en önemli risk faktörü olduğunu vurgulamaktadır. Obezite koronavirüs enfeksiyonunda hastanede yatış süresini uzatmakta, tıbbi tedaviye direncin oluşmasını sağlamakta ve ağır zatürre gelişimini kolaylaştırmaktadır. Gençlerde koronavirüse bağlı ağır tedavilerin obezitesi olanlarda oluştuğu açıklanmaktadır. Obezite solunum güçlüğünü arttırmakta, bağışıklık sisteminde proinflamatuvar sitokinlerin artışına bağlı zayıflamasına neden olmaktadır. Bu nedenle pandemic döneminde kesinlikle kilo almamak hatta obezitesi olanların ağır pnömoni geçirmesini önlemek için acil zayıflaması gerektiğini belirtmeliyim.

PROTEİN İÇEREN BESİNLERLE ZAYIFLAYIN: Protein içeren besinler olan yağsız kırmızı et, tavuk, hindi ve balık eti, yumurta ve süt ürünleri kasların korunarak zayıflamasında temel etkili besinlerdir. Bu besinler serotonin öncü maddesi olan triptofan amino asidinden de zengin olduğu için kalori kısıtlamasında doyma merkezinin daha kolay uyarılmasını sağlamaktadır. Düşük kalorili zayıflama diyetinde pandemic döneminde toplam enerjinin % 20-25 kadarının protein içeren besinlerden oluşmasını sağlamak önem kazanmaktadır.  Her gün en az 1 en fazla 2 adet yumurta, 200 g’ı geçmeyecek kadar yağsız et veya balık, 1 su bardağı süt, 2 dilim beyaz peynir ve 1 kase yoğurt yemek bağışıklık sistemini koruyarak zayıflamada temel olduğu bildirilmektdir.

ALKOL KESİNLİKLE TÜKETMEYİN: Amerikan Besin ve İlaç Birimi pandemi döneminde alkol tüketiminin viral enfeksiyonlara vücudun daha yatkın olmasını sağlamakta, tüberküloz için zemin hazırlamakta ama en ciddi klinik sorun olarak hem viral hem bakteriyel pnömoniye neden olmaktadır. COVİD 19’un akciğerleri temelde tutup hasar yarattığı düşünüldüğünde alkol tüketiminden uzak durmanın önemi daha fazla ön plana çıkıyor diyebilirim.

BAĞIŞIKLIK DOSTU BESİNLERE TABAĞINIZDA YER VERİN: Optimal multivitamin desteği yanı sıra mutlaka D vitamininden zengin yumurta sarısı, süt, balık ve mantar, çinkodan zengin bulgur, badem, tam buğday ekmeği, nohut, yağsız kırmızı et ve peynir, yeşil mercimek, ıspanak, bezelye, ton balığı, B 6 vitamininden zengin yulaf, buğday ruşeymi, muz ve yer fıstığı içeren besinlerden de daha sık beslenmeyi ihmal etmemelisiniz.

GIDA AMBALAJLARI YÜKSEK RİSKLİ DEĞİL: Covid 19 ile ilgili Çin’de Güney Amerika’dan gelen donmuş karides ve tavuk kanatlarında koronavirüs izlerinin bulunduğunu açıklaması gıda paketlerinden yayılım olabilir mi sorusunu yeniden gündeme taşıdığını hatırlatmalıyım. Fakat ABD Hastalık Kontrol Merkezi’nin (CDC) internet sitesinde güncel bilgilere baktığımda “Bir insanın virüslü bir yüzeye ya da nesneye dokunarak Covid-19 olması mümkün olabileceği ancak bunun virüsün başlıca yayılma yolu olduğu düşünülmediği belirtilmektedir. Bu virüsün başlıca yayılma yolunun doğrudan insandan insana temas olduğunu unutmamız gerektiği irdelenmiştir.

GIDA AMBALAJLARI YÜKSEK RİSKLİ DEĞİL: Covid 19 ile ilgili Çin’de Güney Amerika’dan gelen donmuş karides ve tavuk kanatlarında koronavirüs izlerinin bulunduğunu açıklaması gıda paketlerinden yayılım olabilir mi sorusunu yeniden gündeme taşıdığını hatırlatmalıyım. Fakat ABD Hastalık Kontrol Merkezi’nin (CDC) internet sitesinde güncel bilgilere baktığımda “Bir insanın virüslü bir yüzeye ya da nesneye dokunarak Covid-19 olması mümkün olabileceği ancak bunun virüsün başlıca yayılma yolu olduğu düşünülmediği belirtilmektedir. Bu virüsün başlıca yayılma yolunun doğrudan insandan insana temas olduğunu unutmamız gerektiği irdelenmiştir.

•    Birbiriyle yakın temas halindeki insanlar (2 metreden az mesafe)

•    Enfekte bir kişinin öksürmesi, hapşırması ya da konuşması sırasında çıkan damlacıklar,

•    Bu damlacıkların yakındaki insanların ağzına, burnuna gelmesi ya da ciğerlere solunması hastalığa yakalanmamızda tek bilinen bilimsel kanıt diyebiliyoruz.

            Lancet dergisinde geçen ay yayınlanan bir çalışmada laboratuvar koşulları dışında normal çevresel koşullarda yaşam formu olmayan yüzeylerden Covid19 bulaşma ihtimali çok düşük olduğu açıklandı. Ve bu çok düşük bulaşma riskinin de sadece enfekte bir insanın yüzeye öksürmesi ya da hapşırmasıyla ve bir başkasının o yüzeye kısa süre sonra (bir ya da iki saat sonra) dokunmasıyla olabileceği belirtildi. Dünya Sağlık Örgütü ise bugüne kadar yiyecek veya yiyecek ambalajından Covid 19 bulaştığına dair bir vaka teyidinin olmadığını söylüyor. Ve gıda ambalajlarının dezenfekte edilmesi gerekmediğini belirtiyor. Bence en güvenli yol el hijyenini unutmamak. Market alışveriş öncesi dezenfektan kullanmak, market alışverişi sonrası ambalajlı gıdaları havadar bir yerde 2 saat bekletmek. Her ambalajlı gıdaya dokunduktan sonra elleri 20 sn sabun ile yıkamak. Bunun dışında gün içinde her yüzeye dokunduktan sonra her defasında el hijyenine dikkat etmek önemli. Sosyal mesafe, maske ve el yıkamak Covid 19 yayılma ve korunma açısından en önemli üçlü olduğunu yaşam tarzımız olarak devam ettirmek altın kural olarak hayatımızın  merkezinde tutmak gerekliliğini hep hatırlayalım diyorum.

Paylaş:
Benzer Yazılar