Doğanın En Güçlü Balığı Somon

Paylaş:

Somon eşsiz lezzeti, biyolojik değeri yüksek protein ve bol omega 3
yağ asidi içeriği, pratik hazırlanıp hızla pişirilerek servis
edilmesi nedeni ile hem besleyici hem de en sağlıklı balık
çeşitlerinin başında gelir. Somon dünyanın her yerinde zevkle
tüketilmekte ve bilim açısından en fazla sağlık üzerine olumlu
sonuçları olan araştırmaların yapıldığı yiyeceklerden biridir.

Haftada en az 2 kere düzenli somon tükettiğinizde obezite, diyabet,
yüksek kolesterol ve kalp hastalıklarından korunur ve bağışıklık
sisteminizi de güçlendirirsiniz. Somon balığı pişirildiğinde
ısının etkisi ile proteinlerde bozulma yaratmadan, kanserojen madde
oluşturmadan vücutta toksin yükünü arttırmadan yenilebilecek nadir
yiyeceklerin başında gelmesi de doğanın bize sunduğu en yararlı
besinlerin başında gelmesini sağlamaktadır.

Kısacası balık çeşitlerinin değerli bir alternatif olan somon
doğru pişirildiğinde, uygun miktarda yenildiğinde ve doğru
sıklıkta mutfağımızda bulundurduğumuzda doğanın şifasını
maksimum vücudumuzda yaşayabileceğimiz eşsiz besinlerden biridir.

SOMONDAKİ 5 SÜPER BESİN BİLEŞENİ VÜCUDU YENİLER

1.     Mükemmel Antioksidan Astaksantin: Karotenoid ailesinden olan
astaksantin, somona kırmızımsı rengini veren antioksidan
bileşendir. İnflamasyonu azaltarak kan yağlarındaki yükselmeyi
önler, kalp, sinir sistemi, cilt sağlığı üzerine olumlu etki
sağlar. Önemli bir araştırmanın sonuçlarına göre günlük 3.6 mg
astaksantin tüketimi kötü huylu LDL kolesterolü azaltmak ve iyi
huylu HDL kolesterolü artırmak için yeterlidir. Bir başka
çalışmada ise 2 mg astaksantinin cildin elastik olmasını
sağladığı ve cilt kuruluğunu önlediği saptanmıştır. Ayrıca
astaksantinin hafızayı özellikle çocuklarda beyin fonksiyonlarını
geliştirdiği bilimsel kanıtlarla desteklenmiştir. 100 gram somon 3.8
mg kadar astaksantin içerir; hem beyin yorgunluğunuzu önler, dipdiri
bir cilt ve capcanlı bir vücuda sahip olmanız için denizden gelen
eşsiz mucizedir.

2.     Süper Yağ Omega 3: 100 gram somon yaklaşık 2.3 gram uzun
zincirli omega 3 yağ asitlerini(EPA, DHA) içerir. Omega 3 yağ
asitleri inflamasyonun azalması, kan basıncının düşürülmesi ve
damar sağlığını korumanın yanı sıra bazı kanser türlerine
yakalanma riski ile de ilişkidir. 16 çalışmayı kapsayan çok
değerli bir araştırmada günlük 0.4 – 4.5 gram aralığında omega 3
yağ asidi tüketiminin damar fonksiyonunu gelişmesinde rol aldığı
saptanmıştır. Ayrıca somonun içermiş olduğu çoklu doymamış
yağ asitleri depresyon, demans, bilişsel gerileme, dikkat eksikliği
ve hiperaktivite sendromu gibi psikolojik hastalıkları önlemede
etkili bulunmuştur. Yapılan önemli bir çalışmada yetişkinlerde
omega 3 yağ asitleri tüketimiyle sinirlilik, hassasiyet ve depresyon
semptomlarının azaldığı gözlenmiştir. Amerika’da hamile kadınlar
üzerinde yapılan bir başka çalışmada ise haftada 340 gram somon
tüketen hamile kadınların çocuklarının daha yüksek IQ ve daha iyi
motor kabiliyete sahip oldukları; iletişim ve sosyal yeteneklerinin
daha fazla geliştiği sonucuna ulaşılmıştır.

3.     Biyolojik Kalitesi Yüksek Protein: Somon %30-35 oranında
protein içeriğine sahiptir ve vücutta üretilemeyen tüm
aminoasitlerin yanında özellikle metiyonin ve lizini yüksek miktarda
içerir. Protein dokuların yenilenmesi, yara iyileşmesi, kemiklerin
korunması, kilo kaybı ve yaşlanma süresince vücutta kas kütlesinin
artırılması için önem taşıyan besin öğesidir. Son yıllarda
yapılan çalışmalar günlük hayvansal kaynaklardan alınması
gereken yüksek kaliteli protein miktarının 20-30 gram olmasının
sağlık için optimal olduğunu göstermektedir ki 1 porsiyon somon ile
tüketiminizle bu protein miktarının tamamını sağlamış olursunuz.

 4.     Metabolizmaya Dost B Vitaminleri: Somon B grubu
vitaminlerin mükemmel kaynağıdır.  Tiamin, riboflavin, folik asit
içermekle birlikte 100 gram somon günlük B12 vitamini gereksiniminin
tamamını karşılamak için yeterlidir. Tüm bu vitaminler vücutta
besinlerin enerjiye dönüşümü, DNA hasarının önlenmesi, beyin ve
sinir sisteminin çalışması gibi yaşamsal faaliyetlerde rol alır;
kalp- damar hastalıkları, demans, unutkanlık problemlerini önler.

5.     Tiroidin Doğal Bileşeni Selenyum: Besinlerle vücuda
alınması gereken eser bir mineral olan selenyum kemik sağlığının
korunmasında, tiroid hastalarında tiroid antikorlarının azalmasında
ve bazı kanserlerin önlenmesinde görevlidir. 100 gram kadar somon
tükettiğinizde günlük ihtiyacınız olan selenyumun yarısını
karşılamış olursunuz. Somondaki selenyum balık yağı
kapsüllerinden daha etkindir ve daha fazla selenyum içeriğine
sahiptir. Yapılan çok önemli bir araştırmada haftada 2 porsiyon
somon tüketen bireylerde, balık yağı kapsülü alanlara kıyasla kan
selenyum seviyelerinde önemli düzeyde artış gözlenmiştir. Bu
nedenle takviye yerine somonun kendisini tüketmelisiniz.

SOMONUN SAĞLIĞA YARARLARI

Haftada en az iki kere en az 150-200 gram kadar somon balığı
tüketmek, haftalık omega 3 gereksinimimizi karşılamaktadır. Somon
buharda, fırında veya wok tavada sebzelerle hazırlanan pişirme
şekillerinde maksimum sağlık yararı sağladığını vurgulamak
isterim. Somon mutlaka bol taze ya da buharda sebze, karabuğday, bulgur
ve kinoa gibi sağlıklı tahıllar, humus ya da avokado gibi lezzet
artırıcı garnitürler ile tadına doyum olmadığı gibi vücudun da
sağlığına hızla kavuşmasına yardımcı olur.

  1. Obezitenin İlacıdır

Yüksek protein içerdiği için iştah kontrolü sağlayarak tok
hissetmenize yardımcı olur ve vücudunuzun metabolik hızını
artırır. Sağlıklı yağ asitlerini içerdiği için fazla kilolu
bireylerde bel çevresindeki yağlanmayı azaltmada etkindir. Ayrıca
somonun içerdiği süper mineral iyot, vücutta enerji üretimini
artırarak metabolizmayı hızlandıran tiroid bezlerinin yapısında
bulunur ve kilo kaybını destekler; diğer bir mineral çinko ise
metabolizmanızı dinç tutarak kilo almanızı önler.

 2.  İnflamasyonu Azaltır

Somon A, E, D vitaminleri yağ asitlerinin vücuda zarar vermesini
önleyerek mide, bağırsak, karaciğer, böbrek, göz ve kalp gibi
organları hastalıklara karşı korur.  Orta yaşlı kadınlar
üzerinde yapılan 8 hafta süren araştırmada her gün 80 gram somon
tüketiminin vücutta inflamasyon göstergelerini azalttığı, kronik
hastalıkları önlemede etkin olduğu gözlenmiştir. Bir başka
çalışmada bağırsaklarda inflamasyon sonucu oluşan ve yara oluşumu
ile karakterize bir hastalık olan ülseratif koliti olan hastalarda
haftada 600 gram somon tüketiminin bağırsak sağlığını
geliştirdiği ve hastaların semptomlarını azalttığı
saptanmıştır.

3.  Beyni Güçlendirir

Somon tüketimi beyinde gri madde miktarını artırarak beyin
fonksiyonlarının gelişimine katkı sağlar. 65 yaş ve üzeri
kadınlarda haftada en az iki kez somon tüketimi ile yaşa bağlı
hafızada kaybın %13 oranında azaldığı  gözlenmiştir. Özellikle
hamilelik döneminde yeterli somon tüketimi annede oluşabilecek
depresif semptomları azaltmak, bebeğin beyin sağlığını koruma
açısından büyük önem taşır. Ayrıca somondaki EPA ve DHA
mutluluk hormonu olan ve kalıcı hafızadaki bilgilerin oluşumunda rol
oynayan seratonin üretiminde görevlidir.

4.  Dolaşımı Temizler

Somon kalbe giden elektriksel iletinin kontrolünü sağlayarak ve omega
3 içeriği ile kan damarları genişleterek kalp dolaşımınızı
kontrol altına alır. 4 haftalık süreçte, haftada 2 kez somon
tüketildiğinde kan omega 3 düzeyinin %8-9 oranında arttığı
bilinmektedir. Kan basıncının yüksek olması kalp hastalığı
riskini %17 oranında artırmaktadır. Somon içerdiği yüksek miktarda
potasyum minerali ile vücutta kan basıncını kontrol altına alır,
kalp hastalıkları ve inme riskine karşı korur.

5.  Kanseri Önler

Somon içerdiği uzun zincirli yağ asitleri sayesinde hücrelerin
kontrolsüz çoğalmasına engel olur. Somonun içerisindeki A ve D
vitaminleri ve selenyum gibi besin bileşenlerinin birbiriyle uyum
etkisi de mide, bağırsak, meme ve prostat kanserlerinin oluşumuna
karşı koruyucu etki sağlar. Balığın pişirilme yöntemi ve
sıcaklığı kanser ile ilişkilidir. Yüksek sıcaklıkta pişirilen
balıklarda heterosiklik aminler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar
oluşur ve kanser riski artabilir. Ayrıca tütsülenmiş ve tuzlanmış
balıkların tüketimi de özellikle kolon kanseri için risk
faktörüdür. Bu nedenle balıkları 200 dereceyi geçmeyecek
sıcaklıkta; haşlama, buğulama veya fırında pişirerek tüketmeyi
tercih ederek hem besinsel içerikten maksimum fayda alabilir, hem de
zararlı bileşenlerden sakınmış olursunuz.

Paylaş:
Benzer Yazılar