Kabızlığa Besinlerle Son Verin

Paylaş:

Birçok kişinin sık rastladığı rahatsızlıkların başında kabızlığın olduğunu söylemeliyim. Bunun aslında temel nedeni çok uzun süren açlık metabolizması sonrası hormonsal değişiklikler bağırsak peristaltik hareketlerinin de tamamen yavaşlamasını sağlamasından kaynaklanmaktadır. Ancak öğün düzeninin değişmesi, yeterli miktarda taze sebzelerden hazırlanan salata tüketilememesi, hamurlu besinlerin fazla yenmesi, yeterli miktarda su içilememesi ve koronavirüsten dolayı karantina nedeniyle hareketsizliğinde bağırsak hareketlerinin yavaşlamasını olumsuz etkileyerek sindirim güçlüklerinin sık görülmesine olanak sağlamaktadır.

Sizlere sindirim sisteminin bağırsak bölümündeki hareketlenmeyi arttırarak düzenli tuvalete gitmenizi kolaylaştıracak süper tüyolar vermek istiyorum. Beslenmenizde yapacağınız köklü değişimler sayesinde bağırsaklarda yaşayan yararlı bakterilerin miktarını arttırarak sindirilmiş tüm besinlerin bu kanalda fermentasyonu hızlanacak ve bağırsak hareketleri artarak sindirim sisteminizin de rahatlamasına olanak sağlayacaksınız.

LIFTEN ZENGIN SALATALAR HAZIRLAYIN:

Su oranı yüksek, düşük kalorili ve hastalıklardan koruyan biyoaktif bileşenlerden zengin salatalar kabızlığı çözmenin en ideal yollarından diyebilirim. Kırmızı ve yeşil biber, marul, aysberg, kuru soğan, taze soğan, sarımsak, maydanoz, tere, taze nane, taze kekik, roka, taze biberiye, salatalık, domates, alabaş, turp, kırmızı pancar, dere otu ve kırmızı lahana ile salataları çeşitlendirip lezzetlendirebilirsiniz. Havuç gibi nişasta içeriği
yüksek sebzeleri de salataya eklemenizde hiç bir sakınca olmadığını da eklemek isterim. Her gün mutlaka 1 büyük kase bu değerli sebzeler ile hazırlayacağınız salatalarınıza 1 yemek kaşığı zeytinyağının yanında limon, sirke ve nar ekşisini de ekleyip hem öğünde tokluğu destekleyin hem de kabızlık, hazımsızlık gibi sindirim problemlerinden kurtulabilirsiniz.

Ayrıca salatalarınıza 1 avuç badem, kaju, ceviz, yer fıstığı, Antep fıstığı gibi kuruyemişleri de ekleyerek besleyici zenginliğini daha da artırabilirsiniz. Farklı sebze ve kuruyemişlerden hazırlayacağınız taptaze salatayla; diyet lifi, prebiyotikler, vitaminler, mineraller, karotenler, flavonlar, fenoller,
glukosinolatlar, organosülfür bileşenler gibi çok sayıda biyoaktif bileşeni sağlamış olursunuz. Bu biyoaktif bileşenler vücutta DNA hasarını önlemede, kanın topaklanıp pıhtı yapmasını önleyerek kalp ve damar sağlığını korumada, tümör oluşumunu ve gelişimini baskılayarak ağız, yutak, ösafagus dahil birçok kansere karşı korunmada, antibakteriyel etki oluşturmada, LDL kolesterolün düşmesinde ve sindirim sisteminin çalışmasının desteklenmesinde etkin rol oynamaktadır diyebilirim.

RUŞEYM VE YULAFI ARA ÖĞÜNLERDE KULLANIN:

Buğday tohumunun çimlenmesinde büyük rolü olan, buğdayın özü olan ruşeym inanılmaz besleyici içeriği bulunur ancak içerdiği inülin tam bir sindirim sistemi çalıştırıcıdır. Tahıl tanesinin %2.5-3’ünü oluşturan ruşeym; alfa lilolenik asit, sülfürlü amino asitler, flavanoidler, E ve B grubu vitaminleri, magnezyum, demir, çinko mineralleri ve fitoöstrojenlerden zengindir.  Ayrıca yüksek protein ve çözünür diyet lifi içeriği ile uzun süre tok kalmayı destekler, çözünmez diyet lifi tuvalete çıkmayı kolaylaştırır.
2 yemek kaşığı rüşeymin içerdiği 6 gram protein ve 3.5 gram diyet lifi bağırsak hareketlenmesine müthiş bir itici güç sağlar.Ruşeymi sofralarınızda çorba ve salatalara ekleyebilirsiniz. Ayrıca ara öğünde yoğurda taze meyve dilimleyip üzerine rüşeym ekleyerek de tüketebilirsiniz. Sağlıklı tatlı tariflerinde ve ekmek yapımında kullanabilirsiniz.

Kabızlıkla mücadelenin etkin tahıllarından bir diğeri ise diyet lifi, demir, magnezyum, manganez, selenyum, çinko ve E vitamini, tiamin, niasin, riboflavin, folat ve diğer B grubu vitaminlerinin iyi bir kaynağı olan yulaftır. Yulaf zengin besin öğesi içeriği sayesinde kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucudur, DNA hasarını önler, kolesterolü düşürmeye ve kan şekerini dengelemeye destek olur. Bunun yanında yulafta suda çözünen bir diyet lifi olan betaglukan bulunur. Beta glukan mide ve bağırsak çalışmasını düzenler ve uzun süreli tokluk hissi yaratarak kilo kontrolünü de destekler. Yulaftan evinizde kuru meyveler,
kuruyemişler, bal veya pekmez ile granola ve müsli hazırlayıp süt
veya yoğurt ile tüketerek daha besleyici hale getirebilirsiniz. Veya
badem, fındık gibi kuruyemişler ile taze ve kuru meyvelerle
tatlandıracağınız bir yulaf kasesini süt veya yoğurtla
hazırlayarak tercih edebilirsiniz.

BAKLAGILLER SINDIRIM SISTEMININ DOĞAL İLACI:

Yeşil mercimek, nohut, kuru fasulye, kuru barbunya, bakla, kuru
börülce, Maş fasulyesi, siyah yani piyasadaki adıyla Beluga
mercimeği gibikuru baklagillerçok yüksek miktarda diyet lifi
içeriği ile bağırsak dostudur. Öğle veya akşam yemeklerinde kuru
baklagilleri çeşitli şekillerde her gün tüketmek sağlıklı
sindirim sisteminde mükemmel bir etki sağlar. Kuru baklagil
çorbaları, zeytinyağlı veya etli yemekleri veya haşlanmış olarak
salatalarınıza eklediğinizdebitkisel protein, çözünür diyet lifi,
kalsiyum, demir, çinko, magnezyum mineraller, B1, B2, niasin, folik
asit ve E vitaminini bolca alarak hem kabızlığı önleyebilir hem de
tok kalarak zayıflamayı da sağlayabilirsiniz.Ayrıca kuru baklagil
çeşitleri doymuş yağ, kolesterol ve şeker içermediklerinden
vücudun yağ yakma kapasitelerinin de maksimum düzeyde
çalışmasını sağlamaktadır. Son olarak kuru baklagiller izoflavon
içerikleri ile DNA hasarını önleyerek hastalıklara karşı kalkan
oluşturmaktadır.

Bilimsel çalışmalar kuru baklagillerin kolon kanserinden koruyucu, kolesterolü düşürücü, safra taşı ve hemoroid gibi sağlık sorunlarını önleyici etkiler oluşturduğunu göstermektedir. Kuru baklagil tüketimini artırmak için baklagilleri çeşitlendirerek tüketmenizi ve hazırladığınız tariflerin lezzetini arttırmak için kuru soğan, sarımsak, kekik, kimyon ve köri gibi lezzet vericilerden yararlanmanızı öneririm. Bu sayede hem çeşitli besin
öğelerinin tümünden yararlanacak hem de sıkılmadan keyifle tüketmiş olacaksınız diyebilirim.  Ayrıca kuru baklagillerde yüksek miktarda bulunan demir mineralinden yararlanmak için yanında taze domates, yeşil biber ve maydanoz gibi C vitamininden zengin sebzeler içeren salata yemeyi ihmal etmeyi unutmayın derim.

FERMENTE SÜT ÜRÜNLERI MUTLAKA TÜKETILMELI:

Yoğurt kalsiyum, fosfor, B grubu vitaminler gibi çok değerli besin öğelerini içermesinin yanı sıra biyolojik değeri yüksek hayvansal protein içeriğine sahiptir. Folik asit, A vitamini, B 12 vitamini, niasin, kalsiyum, magnezyum ve çinkodan zengin yoğurt rahatça sindirilir, bağırsak mikroflorasını olumlu etkiler ve kabızlık, ishal, karın ağrısı, gaz gibi problemleri önler. Yoğurtta bulunan iyonize magnezyum, selenyum ve çinko içeriği ile bağışıklığı güçlendirir, A vitamini sayesinde de hastalık yapıcı dış
etmenlerden vücudu korur ve vücudun direncini artırır.

Bunun yanında kanıta dayalı güncel çalışmalarda yoğurdun kilo kaybını destekleyerek şişmanlığın önlenmesinde yarar sağlayabileceği, şeker hastalığının tedavisinde etkinliğini artırabileceği, kan yağlarını düzenleyerek kalp damar hastalıklarından koruyabileceği, karaciğer hastalıklarını önleyebileceği ve hatta kansere karşı vücut savunmasına destek verebileceği gösterilmiştir.

Kefir ise inanılmaz sağlık yararları olan güçlü bir probiyotik etkili süt ürünüdür. İçildikten sonra kefir bakterileri canlı olarak bağırsaklarımıza ulaşır. Bilimsel çalışmalar kefirin içerdiği laktik asit bakterileri ile ishal, kabızlık ve emilim bozuklukları gibi sindirim sistemi sorunlarının görülme
sıklığını ve süresini azaltabileceğini göstermektedir. Kefir üretiminde ayrıca bakteri fermantasyonu ile birlikte sindirim sistemi sağlığı için önem taşıyan, asetik asit, bütirik asit gibi kısa zincirli yağ asitleri oluşur. Bu sayede kefir sindirim ve bağışıklık sisteminin sağlığını destekleyici, şeker
hastalığı, kalp damar hastalıkları gibi kronik hastalıkları önleyici etkileri oluşturmaktadır. Kefir hayvansal protein, A, B2, B12, folik asit vitaminleriyle kalsiyum, magnezyum ve fosfor minerallerinden zengindir ve biyotinin de iyi bir kaynağıdır. Kefiri ister sade ister meyvelerle rondodan geçirerek sofralarınıza keyifle eklemenizi öneririm.

KURU MEYVELER DE BAĞIRSAK DOSTU:

Karbonhidrat, lif, mineral, antioksidan ve karotenoid bakımından zengin olan kuru meyveler gerçek birer enerji deposudur. Uzun açlık sonrası oluşan halsizlik, bitkinlik ve yorgunluğu önlerken bağırsakların çalışmasını hızlandırır. Yüksek polifenol içerikleri ile A, B1, B2, C , E vitaminleri, kalsiyum, demir, magnezyum gibi çeşitli vitamin ve mineral içerikleri sayesinde vücut direncini artırmaya destek olurlar.  Hurma,  kayısı, erik, üzüm gibi alışık olduğumuz meyve kurularına ek ekstra şeker içermeyen kivi, papaya, ananas, armut, elma gibi çeşitli kuru meyveler de tercih
edilebilir.

TAZE MEYVEDEN DE VAZGEÇMEYIN:

Taze meyveler sadece doğal früktoz ve glikoz kaynağı değil bol antioksidan, sağlıklı diyet lifi, doğal vitamin ve mineral kaynağı olan eşsiz yiyeceklerdir. Elma, armut, çilek, erik, çağla, karadut, yenidünya gibi taze ve mevsiminde meyveleri çeşitlendirerek günde en az 1 porsiyon mutlaka yemek sindirimi destekler, metabolizmayı düzenler, şeker hastalığı, obezite, kalp hastalıkları, hipertansiyon ve bazı kanser türlerinden koruyucu etki oluşturur.

Paylaş:
Benzer Yazılar