Spirulina

Paylaş:

Mikroalgler zengin besin içeriği ve sağlık yararları ile farklı
alanlarda kullanılmakta olup insanlar tarafından da yüzyıllardır
besin olarak tüketilmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle sağlığa
katkı sağlamak amacıyla bu algler besin takviyelerinin de içerisinde
yerlerini almışlardır. Bunlardan en popüleri, özellikle NASA’da
uzay görevine giden astronotlar tarafından besin takviyesi olarak
kullanıldıktan sonra ünü artan Spirulinadır. İçerisindeki
biyoaktif moleküller sayesinde viral hepatit, kanser, diyabet, alerji,
yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, depresyon ve yetersiz beslenmeyi
içeren bir dizi durumu önlemek, tedavi etmek veya iyileştirmek için
tüketimi teşvik edilmektedir. Ayrıca, Spirulinanın bağışıklık
sistemini güçlendirdiği ve böbrek ve karaciğer fonksiyonlarını
iyileştirici etkiye sahip olduğu savunulmaktadır. Peki bilim bu savı
kesin olarak destekliyor mu? Spirulinayı tüketmenin herhangi bir
sakıncası olabilir mi? Nasıl ve ne şekilde tüketilebilir?
İçeriği nedir? İşte tüm bu soruları yanıtlamak için bugün
sizleri Spirulinayla ilgili derinlemesine bir yolculuğa çıkarmak
istiyorum.

SPİRULİNA NEDİR?

Spirulina adını filamentlerinin spiral yapısından alan, mikroskobik
bir mavi – yeşil alg türüdür. Besin olarak tüketiminin uzun bir
geçmişe dayandığı ve Aztek uygarlığı tarafından
kullanıldığı bilinmektedir. Ilıman iklime sahip bölgelerde ılık,
alkali sularda yetişir ve bulunduğu bölgeden çeşitli besinleri
çekerek muazzam bir besleyici yapıya bürünür.  Dayanıklı bir
canlıdır, diğer birçok organizmanın yetişemeyeceği koşullarda
büyüyebilir. Genellikle göllerde yetiştirilir, hasat edilir ve
dondurularak kurutulur. Yunanistan, Japonya, Hindistan, Amerika
Birleşik Devletleri ve İspanya da dahil olmak üzere, bu algın
üretilmesi için ideal güneşli iklime sahip dünya çapında sadece
birkaç alan olsa da spirulinayı dünyanın her yerinde bir organik
ürün pazarında veya markette sağlık içecekleri veya diyet
takviyesi olarak bulmak mümkündür.

Spirulina % 70 protein içeriğine sahiptir, bunun yanında elzem yağ
asidi olan beta karoten, çeşitli mineraller ve gama linolenik asit
için açısından zengin bir kaynaktır. 1 yemek kaşığı spirulina
20 kalori, 1 gram yağ, 2 gram karbonhidrat ve 4 gram protein sağlar.
İçerdiği yağ sağlık açısından yararı kanıtlanmış doymamış
yağ asitleri olan omega 3 ve omega 6’dan oluşur. Bunun yanında 1
yemek kaşığı spirulina günlük bakır gereksiniminin %21’ini, demir
gereksiniminin %11’ini karşılar. B vitaminlerinden tiamin, ribofilavin
ve B12’yi yüksek düzeyde içerir. Aynı zamanda fenolik asitler,
tokoferoller ve kalsiyum, demir, fosfor, potasyum gibi çeşitli
mineraller sayesinde antioksidan etki oluşturur ve ayrıca ribofilavin,
B 12 gibi vitaminleri; kalsiyum, demir mineralleri ve protein
kaynaklarını sınırlı tüketen vegan ve vejeteryanlar için
spirulina eşsiz bir destek olabilir.  Spirulina bitkilerde bulunan
selüloz hücre duvarlarına sahip değildir bu nedenle sindirimi de
çok kolaydır.

Spirulina kapsül ve tablet formunda destek olarak kullanılabileceği
gibi sıvı ve toz halinde de satılmaktadır. Sıvı ve toz formdaki
spirulina çorbalara, salatalara, enerji barlarına, smoothilere, meyve
sularına ve kek, muffin, poğaça gibi fırınlanmış ürünlere
eklenebilir.

Kilo Kaybına ve Egzersize Destek Olabilir

Spirulina besin içeriği yüksek ancak kalorisi düşük
bir destektir ve enerji üretimine destek veren gama linoleik asidini ve
polisakkaritleri içerir. Enerji metabolizmasında görev alan B 6
vitaminin üretimine de destek verir. 2016 yılında yayınlanan güncel
bilimsel çalışmada fazla kilolu bireyler spirulinayı 3 ay boyunca
düzenli olarak günde 2 gram tükettiklerinde beden kütle
indekslerinde azalma sağlamışlardır. Ayrıca spirulina antioksidan
yapısı sayesinde egzersiz sırasında çabuk yorulmayı önleyebilir,
bu sayede egzersiz kapasitesini artırır ve kasların güçlenmesini de
kolaylaştırır.

İnflamatuar Hastalıklarda Yarar Sağlayabilir

Spirulina bağırsak mikrobiyotasında yararlı
bakteriler olan Laktobasillerin artmasını destekler. Ayrıca biyoaktif
komponentlerden fikosiyanin bağışıklığı güçlendiren mast
hücrelerinden histamin salımını artırarak da inflamasyonu önleyici
etki oluşturur. Bu sayede spirulinanın inflamasyon kaynaklı oluşan
alerjiden kansere birçok hastalık üzerinde etkili olabileceği
bilinmektedir. Bilimsel araştırmalarda spirulina tüketiminin kan
şekerini düşürerek ve pankreastan insülin salınımını
destekleyerek diyabet kontrolünde olumlu etki sağlayabileceği; kan
yağlarını olumlu etkileyerek ve kan basıncını düşürerek kalp ve
damar sağlığını koruduğu; alerjik semptomları azaltabildiği,
antiviral ve antikanser özelliğe sahip olduğu gösterilmiştir. Ancak
yapılan bu araştırmaların çoğu hayvan çalışmalarından ve
küçük bir grup üzerinde yapılmış çalışmalardan oluştuğundan
bu hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde kesin bir öneri
sunabilmemiz için daha geniş kapsamlı araştırmalar gerekiyor gibi
görünmektedir.

Güvenilir Markadan Almak Çok Önemli

             Genel olarak, spirulina insan tüketimi için güvenli
olarak kabul edilir, ancak içinde büyüdüğü sudaki ağır metalleri
emebilir ve bu nedenle toksik maddelerle kirlenmiş olabilir. Spirulina
ile aynı yerde yetişen diğer algler vücutta kalıcı hasar
oluşturan, ölümcül toksinler üretirler. Örneğin bunlardan biri
olan mikrosistin, özellikle karaciğerde ciddi hasar oluşturabilir,
kas spazmları ve motor nöron hastalıklarına neden olabilir.
Kontamine spirulina tüketildiğinde mide ağrısı, bulantı, kusma,
zayıflık, karaciğer hasarı, susuzluk, hızlı kalp atışından,
şok ve ölüme kadar giden olumsuzluklarla karşılaşılabilir. Ancak
birçok toksikolojik çalışma spirulina’nın güvenliğini
kanıtlamıştır ve spirulina Amerika Gıda ve İlaç İdaresi
tarafından genel olarak güvenli (GRAS) olarak tanınmaktadır. Bu
nedenle spirulina ürünlerini içerdiği kirleticiler açısından test
eden, güvenilir bir markadan satın alıp, aşırıya kaçmadan
tüketmenizde bir sakınca yoktur. Spirulina için önerilen doz
günlük 1 – 3 gram arasında yani 1 çay kaşığı kadardır, ayrıca
10 grama kadar etkili olduğu ve bir yan etki oluşturmadığı
bilinmektedir.

İLAÇ ETKİLEŞİMİNE DİKKAT EDİN

Spirulinanın hamile kadınlardaki yan etkilerine dair henüz yeterli
bilgi bulunmasa da bebeğin spirulinada bulunabilecek toksinlere karşı
hassas olmaları nedeniyle hamile ve emziren kadınların tüketmesini
önermiyorum. Ayrıca spirulina bağışıklık sistemini güçlendirici
etkiye sahiptir. Bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç
kullananlarda ilacın etkisini azaltarak sorunlar yaratabilir. Bu
nedenle kullandığınız ilaçla etkileşiminin olup olmadığını
göz önünde bulundurmanızı öneririm. Son olarak spesifik ve nadir
görülen, protein metabolizması hastalığı olan fenilketonüri
hastalarının spirulinadan kaçınması gerekir. Çünkü bu alg türü
fenilketonüri hastalarında kısıtlanan amino asit olan fenilalanini
içerir.

Paylaş:
Benzer Yazılar