İsrafı Önlersen Açlığı Önlersin

Paylaş:

Dünya’da nüfus ve yaşam standartları artarken tüketimde de kaçınılmaz bir artış yaşanıyor. Bu durum doğal kaynaklarımızı etkiliyor ve dünyadaki dengeyi bozuluyor. Yaşanılan iklim değişiklikleri, atmosfere karbon salınımının artması ve doğal afetler nedeniyle kaynaklar azalıyor. Küresel bir açlığın yaşanması gelecekte kaçınılmaz olabilir ki şu anda bile durum çok ciddi. 2015 yılından bu yana 795 milyon insanın sürekli biçimde
yetersiz beslendiği tahmin ediliyor. Beş yaşın altında 90 milyonu
aşkın çocuk ise olması gereken vücut ağırlığının tehlikeli
düzeyde altında. Öte yandan Afrika’da her dört insandan biri aç.

BESLENME YETERSİZLİKLERİ HALA BÜYÜK SORUN

 Dünya’da multifaktöriyel beslenme yetersizliği
ülkelerin büyük bir çoğunluğunda ciddi yük oluşturmaktadır.
Çocuklarda boy kısalığı, üreme çağı kadınlarda anemi ve fazla
kiloluluk problemleri giderek artmaktadır. Hiçbir ülke 2012
yılından bu yana aneminin önlenmesi için çaba göstermemiştir;
2012 yılından beri anemisi olan kadın sayısı artmaktadır. Fazla
kilolu ve obez birey sayısının azalması da çok mümkün
görünmemektedir. İyi beslenme her insanın temel haklarındandır ve
iyi bir beslenme çevresel sorunların çözümünde sağlık sistemi
harcamalarında azalma ile ekonomik gelişimi destekler. Bu nedenle
herkes için besinlerin hijyen koşullarında yeterli düzeyde
sağlanması ve besin kaynaklarındaki içeriğin azalmasına neden olan
çevresel değişikliklere karşı mücadele  etmek şarttır.

YİYECEKLERİN BESİN DEĞERLERİ AZALIYOR

İklim değişiklikleri okyanusların sıcaklıklarını,
tuz oranlarını ve oksijen içeriklerini etkilemektedir. Bu durum
özellikle deniz ürünlerinde kalsiyum, demir, çinko ve iyot
minerallerinin daha az olmasına neden olmaktadır. Ayrıca iklimde her
3 derece sıcaklık artışı dünyada yetişen tüm bitkilerde protein
ve çinko olmak üzere birçok vitamin ve mineralin de azalmasını
tetiklemektedir. Son olarak toprak verimliliğindeki azalma da hem
bitkisel hem de hayvansal yiyeceklerde B 12, folik asit, demir ve
çinkonun ciddi bir şekilde azalmasını sağlamaktadır.

EVRENSEL VE ULUSAL MÜDAHALELER

Kaynaklar sınırlı, bu yüzden yakın gelecekte
yiyecek, içecek ve enerji ihtiyacımızı karşılayamayacak düzeye
gelecek. Bu kapsamda dünyada ve ülkemizde açlığın önlenmesi,
atık kontrolünün sağlaması ve enerji oluşumunun artırılması
için önleme müdahaleleri ve gelecek hedefleri oluşturulmuştur. Bu
hedefler gelecek nesillerin yaşamını daha iyi hale getirmeyi
amaçlar.

ÜLKEMİZDE SÜPER PROJE

 Sürdürülebilir Kalkınma Planları çerçevesinde,
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kıymetli eşi
Emine Erdoğan Hanım önderliğinde atıkların değerlendirilmesiyle
ilgili kapsamlı verimlilik projesi başlatılmıştır. Bu proje ile
atıklar ham maddelere ve yeni ürünlere çevrilerek yeni birer kaynak
haline gelmiştir. 3 ana hedef; israfın önlenmesi, kaynakların daha
verimli kullanılması ve atık miktarının azalmasıdır. Şu anda 15
ilde atık getirme merkezi kurulmuştur.

ORGANİK ATIKLAR

 Meyve ve sebze atıkları organik besinsel atıklardır.
Çevreye atılması görüntü kirliliği ve koku problemi oluşturur.
Oysa geri dönüştürülürse ‘kompost’ adı verilen ürün üretilir.
Kompost, sebze yetiştiriciliğinde toprağı iyileştirir, toprağın
su tutma kabiliyetini artırır, besin maddelerinin bitkiler tarafından
daha iyi kullanılmasını sağlar.

PLASTİK ATIKLAR

Doğada 1000 yıl bozunmadan kalan plastik atıklar hava,
deniz ve çevre kirliliği açısından ciddi problem oluşturmaktadır.
Özellikle denizlerdeki plastik atıklar ekosisteme zarar vermektedir.
Bazı deniz canlıları plastiği besin olarak algılayıp yiyerek
boğulabilir ve bu canlıların hareket kabiliyetleri sınırlanabilir.
Ayrıca denizdeki plastik atıklar güneş ışığı etkisiyle yıllar
içinde bozunarak mikroplastiklere dönüşebilir ve bu besin zinciri
ile insana ulaşarak sağlığımızı olumsuz etkileyebilir. Denizdeki
plastik atıkların şu anda 150 milyon ton olduğu ve 10 yıl
içerisinde 250 milyon tona ulaşacağı düşünülmektedir.

BİTKİSEL ATIK YAĞLAR

Bitkisel yağlar, zeytin, ayçiçeği, mısır, pamuk, soya,
kanola ve aspir gibi bitki tohumlarından elde edilen yağlardır.
Kızartmalık olarak kullanılmış ve son kullanma tarihi geçmiş olan
yağlar atık yağdır. Lokantalar, yemekhaneler, hastaneler ve
otellerde bitkisel yağların kullanımı sonucunda çok fazla atık
yağ oluşmaktadır. Bitkisel atık yağların %90’ı yenilenebilir,
çevre dostu enerji kaynağı olan biyodizele dönüşebilir ya da
elektrik üretimi amacıyla geri kazanılabilir. Biyodizel kaynaklar
karbodioksit ve sera gazı salımında azalma sağlayarak çevreye olan
olumsuz etkileri azaltırlar. Atık yağların lavaboya ve suya
dökülmemelidir. Sadece 1 litre atık yağ, doğada 1 milyon litre
suyun kirlenmesine neden olur. Toprağa dökülmesi ise canlıların
hayatını olumsuz etkiler. Atık yağların yakılması da doğru
değildir, hava kirliliğine zemin oluşturur.

BESİN KAYNAKLARIMIZI VE SAĞLIĞIMIZI KORUMAK İÇİN 6 KURAL:

1.     Organik atıkları diğer atıklardan ayrı olarak kahverengi
biriktirme ekipmanında toplayıp, belediyelere teslim edin.

2.     Küçük dokunuşlarla çevreye büyük katkı
sağlayabileceğinizi unutmayın. Tek kullanımlık plastik tabak,
çatal, kaşık ürünlerinin ve plastik poşetlerin kullanımını
azaltarak çevreye büyük bir katkı sağlayabilirsiniz. Plastik
atıklarınızı sarı renk biriktirme kutularına, diğer atıklardan
ayrı bir şekilde atın.

3.     Kullanılmış atık yağları lavaboya, çöpe, suya ve toprağa
dökmeyin, kendi ambalajlarında veya toplama bidonlarında biriktirin,
sonra belediyeler ile iletişime geçin.

4.     Minimum düzeyde atık oluşumu için, tabağınıza
tüketebileceğiniz kadar yemek alın, yiyecek – içecek atıklarını
ayrı bir çöp poşetinde biriktirin.

5.     Kırmızı ve işlenmiş etlerin tüketimi, sera gazı oluşumunu
artırmaktadır. Bu nedenle haftada 1 kez kırmızı et tüketin; salam,
sucuk, sosis gibi işlenmiş et ürünlerinden sakının.

6.     Su kaynaklarının temizliğine özen gösterin, denize atık
madde atmaktan sakının. Deniz ürünlerinde besin içeriğinde
azalmayı göz önünde tutarak en az haftada 3 kez balık tüketmeyi
ihmal etmeyin.

7.     Bitkisel besin kaynaklarında da iklim değişikliğine bağlı
besin içeriği daha fakir hale geldiği için, meyve – sebze ve
tahıllardan yeterli düzeyde tüketin.

Paylaş:
Benzer Yazılar